Sıradan adama mektup

Biri biter, bir diğeri başlar savaşın,
sen sahneden çok uzak oturuyorsun bayım;
göremezsin.
Gece yastığına koyduğunda başını,
-istediğin kadar merhametli ol-
bilsen nelere sebep olduğunu
bu yükle yaşayamazsın.
 
Bir çocuk düşün avuçlarının arasında,
bir çocuk leş gibi kokuyor sana…
Annesinin ölümüne ferman,
Babasının mahpusluğuna sebep;
Sensin!
Senin desteklediğin o din tüccarları,
Tarihe kanlı elleriyle yazıyorlar senin adını.
Bunu bilsen işte,
Dilesen de ölemezsin!
 
Senin desteklediğin siyasetçiler sebep akan kana.
inandığın o ulu tanrın engel olmuyor,
-ne komik değil mi- bu katliamlara?
Bir yezidi kadının ırzına geçmişler sana ne öyle değil mi?
Bir çocuk bedeni pazar yerinin ortasında parçalanmış,
elinde iki defa ısırılmış bir elma, iki defa…
Boş ver bayım, sen aldırma.
 
Lahey’de mi yargılanacaksın sanki?
komşuların yüz mü çevirecek sana?
Dinini dilediğin gibi yaşayabiliyorsun işte,
senin gibiler var iktidarda…
Bırak, çalsınlar.
Bırak yapsınlar, yapabildiklerini.
Ölümlere sebep olsunlar,
Sana ne?
Sana dokunmayandan,
Ne zarar gelir ki sana?
 
Kapat gözlerini, kulaklarını kes at bir yana;
görmeyen göz, duymayan kulaktan
ne fayda gelir ki insana?
 
Televizyonlarda pek vermiyorlar gerçi,
Gazete desen, okumayalı on yıllar olmuştur sen…
Fakat duymuşsundur eminim
serviste, yemekhanede,
yahut ömrünün dörtte üçünü geçirdiğin kahvede;
milletvekilleri birbirine girdi önceki gün,
delinin biri istiyor diye bütün gücü elinde.
Senin oy verdiğin vurdu berikine,
Bakkalın oy verdiği ısırdı ötekini,
Memleket yangın yeri,
Sen de haklısın tabi,
Bundan sana ne?
 
Ömründen çalıyorlar bayım, ömründen.
Dolar aldı başını gidiyor,
Pek yasa filan bilmezsin de sen,
Şöyle anlatayım;
O çok sevdiğin zat,
Götündeki donu bile istiyor.
 
Kirayı zor çıkarıyorsun her ay,
Sebebini sorma.
Siyaset derin kuyu senin için,
Düşersin aman,Fazla yaklaşma…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir