Sevmek için çocuksun

Sevmek için çocuksun sen,
Öldürmek için genç
Nedir ki akıp giden zaman,
Hadi biraz yürüyelim,
Cellada aldırmadan.

Haydarpaşa’da yağmur,
Kadıköy sudan çıkmış balık.
Balık Pazarı’nın ardı,
Barlar sokağı…
Öldürülmemiş üniversiteli zihinler,
Yaşıyor,
Kimseye aldırmadan…
Oysa biz,
Damar bulamıyoruz iğneye,
Hadi birkaç nefes duman üfle,
Usandık canımızdan.

Kadıköy’de yol,
Bahariye,
Asalet toplamı Moda.
Bütün merhabalar
Avrupai,
Toprak,
Anadolu oysa.

“Bu vatan bizim,
bölünmez” diyor biri, asker adımlarla.
Kaldırımdaki Suriyeli’nin umrunda değil.
Sokak kedilerini geçiyoruz,
Antikacıların vitrinleri de bizi geçiyor.
Sahilde sevişiyor bir çift.
Hızlı adım yürüyüş,
Zengin sporu.
Bize göre değil…
Ağır ağır uzaklaşıyoruz
Konuşmadan.
Uzaklardan bir çağrı
Vapur sesi..
Gidilen yol değil.

Hayaller çürüyor semt semt.
Gözlerimizi kapatmaya korkuyoruz.
İstanbul’u dinlemek tehlikeli.
Biliyoruz.
Oysa rengarenk reklam panoları…

Nihayet bir kuytu,
Yere serilmiş gazete kağıtları
Ve bütün damarlar ortada.
Çağırıyor mutluluk hülyaları.
Bir adım uzak,
Bir atım yakın.
Müptela naraları.

Nasıl oldu,
Ne zaman oldu anlamadık.
Irzına geçilirken bir kentin,
Aldırmadık.
Bütün tabelalar bilmediğimiz dillerde sesleniyor,
Biz bu kentte yaşamıyoruz.
Çocuk mültecileriz,
Her adımda ölüm korkusu.

Yaşadığımız şehir İstanbul değil,
Okuduğumuz, anlatılan bu kent olamaz.
Hani o kültür, hani güzellikler?
Bundandır sessizliğimiz.

Yağmur diniyor bilmediğimiz bir sokakta.
Camın buğusunun ardında mutlu kediler.
Yaşlı bir Rum kadını saklanıyor perdenin arkasına.
Rum kadın olmak ne de zor eylül aylarında…

Sürgünler peşi sıra ilerliyor caddede.
Damarlarımızda morluk.
Sürgünler hayal meyal.
Sürgünler “koca bir yalan” gazete manşetlerinde.
Ve biz sevgilim,
Büyük bir yalanın müptelasıyız, anlatılmayan.
Biz bu yıldız tozu sanrıda,
Figüran bile olamayız.

Güneş açıyor…
Bilirsin bu havalara sevmem.
Keşke oynak bir şeyler çalsa da ağlasam.
Ağlasam ve bu insanlığa yük olsam.
İnsanlık bir an olsun beni düşünse,
Ölümümü anlamlı kılacak bir köprüyü yaksam.

Sokak ortasında ilmek ilmek halatlar,
Yanımdan uzaklaşıyorsun.
Dilinde hiç duymadığım bir türkü,
Beni terk ediyorsun.
Oysa İstanbul’u biliyorsun sen.
Irza geçmeyi, tecavüzü biliyorsun.
Acıyor bütün üreyen yerlerim.
Beni terk ediyorsun.

Sevmek için çocuksun,
Öldürmek için genç.
Bilmem ki seni ne yapsak?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir